İşleminiz yapılıyor. Lütfen bekleyiniz...

Venedik'e Sabiha Gökçen'den uçun

Venedik'e Sabiha Gökçen'den uçun


Türkiye Venedik’e Ayşe Erkmen’in Plan B adlı işiyle katılıyor. Bir kentin hafızasına, coğrafyasına uygun, onunla diyaloga geçen ve hatta farklı coğrafyaları bir araya getiren işleriyle tanınıyor Erkmen. Unutulmaz çalışmaları arasında; Frankfurt, İstanbul ve Japonya’daki Şingu kentlerinin vapurlarını takas ettiği Taşınan Gemiler (Shipped Ships) ile Münster şehrinin semalarında depoda bekleyen heykelleri bir helikoptere asıp dolaştırdığı Havadaki Heykeller (Sculptures on Air) var. 

Venedik için bir iş üretmesi istendiğinde de kendisini her zaman çok etkileyen su kavramına, kenti saran kanallara dönük bir proje hazırlamış Erkmen. Önce kanallardaki deniz suyunu içilebilir hale getirip bienal yorgunu kalabalığa ikram etmeyi planlamış. Ne var ki, bürokrasi ve hijyen kuralları bu çılgın projeyi mümkün kılmayınca b planı devreye girmiş. Sergi de adını buradan almış: Plan B. Su yine arıtılıyor, ama bu kez estetik bir düzen içinde bütün salonu kaplayan renkli borularda dolaşıp tekrar çıktığı yere, kanala geri veriliyor, kimse onu içmiyor.

Mekâna girdiğinizde, karmaşıklığıyla estetik bir görüntü oluşturan renkli borular ve bu borulara bağlı makinelerin uğultusuyla karşılaşıyorsunuz. Ayşe Erkmen, büyük bir arıtma makinesini sekiz parçaya ayırıp mekâna dağıtmış. Parçalar salonu dolaşan borularla birbirine bağlanmış. Hakikaten, yüzlerce işin olduğu bu büyük sergide yadırgatıcı, merak uyandırıcı bir yerleştirme, mekanik bir heykel bu. Plan B, açılış günlerinde sanat dünyası tarafından beğeniyle izlendi. Nitekim tüm bienal izleyicisi de böyle düşünmüş olmalı ki, iki ayda Türkiye pavyonunu 150 bin kişi gezdi.

Bienal’in karmaşasına, sanat dünyasının küresel ağına da göndermeleri var bu işin. Belki de sanat dünyası kendini gördüğü için özellikle sevdi Erkmen’in heykelini. Ama tabii Plan B’nin esas meselesi Venedik’le. Kentin varoluşunu borçlu olduğu, ona zenginlik, güç ve ün kazandıran kanallarla… Onlar bugün de Venedik’in önemli bir turizm merkezi olmasını sağlıyor. İçlerinde şehrin koruyucusu ve yavaş yavaş yükselerek düşmanı haline gelen deniz suyu dolaşıyor. Erkmen de Plan B adlı işiyle bize kanalların ve suyun derin hikâyelerini hatırlatıyor.
Fiat sponsorluğu, Türkiye Dışişleri Bakanlığı himayesi, Türkiye Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu desteği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı koordinasyonuyla gerçekleşen Venedik Bienali Türkiye pavyonu, şu sıralar ilk günlerdeki kadar kalabalık değil. Bienal’e giderseniz içinde bir motorun homurdana homurdana çalıştığı mavi kırmızı borularla örülmüş bu alanı mutlaka görün. Belki kaçak da olsa size bir yudum damıtılmış Venedik suyu bile ikram ederler. 27 Kasım’a kadar süreniz var.

İNFO 

TINTORETTO ANISINA
Uluslararası sergi, Venedikli klasik ressam Tintoretto’nun ışık oyunlarına önem veren büyük tablolarıyla açılıyor ve 83 sanatçının eserlerini ağırlıyor. Altın Aslan ödülüne layık görülen Christian Marc Lay’in filmi The Clock, Monica Bonvincini’nin ışığa tırmanan basamakları ve Mourizio Cattelan’ın bütün sergi alanına dağılmış 2 bin doldurulmuş güvercinden oluşan şakası bu serginin yıldızları.

İNFO

VE AYRICA 
Venedik Bienali, sadece bu sergilerden ibaret değil. Bir kere işin içinde Venedik var. Bir de Venedik’in müzeleri. Bir yandan kentin dar sokaklarını arşınlaşıp bir yandan o kanaldan bu kanala vapurettolarla gezerken, mutlaka müzelere de uğramalısınız. Bienal zamanı açılan Punta Della Dogana, Pegy Gugenheim, Palazzo Grassi müzelerindeki sergileri, Corner Della Regina’daki Prada koleksiyonunu görmelisiniz.

Çağrı Merkezi

0 232 364 32 12

Mesai saatleri Pazartesi - Cumartesi arası 09:00 - 19:30 arasındadır.

İptal & Değişiklik İşlemleri

0 533 304 5758

Akşam 19:30 - Sabah 09:00 arasındadır.